Soyer’den Sokratesli savunma: Bana daha fazla cehennemi yaşatmayın!

Soyer’den Sokratesli savunma: Bana daha fazla cehennemi yaşatmayın!

İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Tunç Soyer, tutuklu yargılandığı kooperatif davasında savcılığın tutukluluk talebinin ardından savunmasını yaptı. Soyer, “Sokrates ve yargıçlarının hatırası 2000 sene sonra, bu saatte bu salonda bir kez daha tazele

A+A-

İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON’a yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında "ihaleye ve edimin ifasına fesat karıştırma" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlamasıyla tutuklanan ve aralarında İzmir Büyükşehir Belediyesi önceki dönem başkanı Tunç Soyer ve önceki dönem CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu'nun da bulunduğu sanıklar bugün dördüncü kez Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki mahkeme salonunda hakim karşısına çıktı.

Savcı mütalaasını açıkladı. Duruşmaya gelmeyen sanık Yunus Tosun hakkında yakalama kararı çıkarılmasını talep eden savcılık makamı, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın katılma taleplerinin kabulüne, delil durumu itibariyle tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin ve adli kontrollerin devamını talep etti.

SOKRATES’İN HATIRASI BİR KERE DAHA TAZELENDİ
Savcılığın mütalaasının ardından savunma yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Tunç Soyer, “Hayatta haksızlığa uğrayan tek kişi ben değilim elbette. Çevremizde de geçmişte de çok örnek gösterebiliriz. 2000 sene önce Sokrates’e haksızlık yapmışlar. Suçsuz olduğunu bilmelerine rağmen, idam etmişler. Sokrates ölüme giderken eşine; “Üzülme, ya haklı olsalardı” demiş. Ben ve ailem de, sevdiklerim de suçsuz olduğumu bilmenin gücüyle dimdik ayakta durmayı başarıyoruz. Çünkü biliyoruz ki hakikat; kaya gibi, dağ gibi durur. Yel esse tozunu kaldırsa da, depremler sarssa da hakikatin heybetinden bir şey eksilmez. Biliyoruz ki; suçsuz olduğum gerçeği; üzerinden yıllar geçse de, raporlarla, bilirkişilerle çürütülemeyecek, yıkılamayacak. Çünkü hiçbir şey vardan yok edilemeyeceği gibi, yoktan da var edilemez. Hakikat unutulmaz da; ne çekilen eziyetlerin acısı ne de bunları çektirenlerin zalimliği silinip yok edilemez. Bakın; Sokrates ve yargıçlarının hatırası 2000 sene sonra, bu saatte bu salonda bir kez daha tazelendi” dedi.

NE BEN SOKRATESİM NE DE SİZ ONUN YARGIÇLARI
Soyer savunmasında, “Hayat bezen rastlantılarla bazen özgür irademizle birçok sınavla yüzleştirir bizi. Birbirimizin varlığından habersiz insanlar olarak 6 ay önce burada karşı karşıya geldik. Hayat belki de bizi bambaşka koşullarda buluşturabilecekken sanık ve yargıç olarak bir araya getirdi. Bu rastlantının her iki tarafa yüklediği sorumlulukları ve her iki taraf için de sonuçları olacak. Ben çektiğim acıların mağduriyetini yaşarken ve uğradığım haksızlığı anlatmaya çalışırken siz de hukuka uygun karar vermenin sorumluluğunu omuzlarınızda taşıyorsunuz. Ben özgürlüğümün ve onurumun peşinde koşarken siz vicdanınıza sahip çıkmak istiyorsunuz. Her sınavda olduğu gibi biliyoruz ki; sınavın sonuçları hayat boyu bizi takip etmeye devam edecek, atılan hiçbir adım boşluğa atılmış olmayacak, izleri silinip kaybolmayacak. Ne ben Sokrates’im ne de sizler onun savcıları, yargıçları. Ama o hikayenin içinde evrensel bir ders saklı ve dersin içinde hepimize düşen bir pay var. Hakikat er ya da geç adaletle buluşur. Sokrates ve yargıçları; bize yüzyıllar geçse de hakikatle adaletin buluşacağını gösterir. Yüzyıllardır devletlerin çöküşünün temel sebebi; üst yapı demek olan ahlak ve vicdanda yaşanan çürüme olmuştur. Devleti soyanların ona ihanet edenlerin cezasız kalması ve toplumun bunu seyretmesi daima ahlaki çöküntüyü hızlandırmıştır. Vicdani çöküntü ise toplumsal çürümenin en çok kendini gösterdiği yer olmuştur. Hele ki adaleti sağlamakla görevli yargı temsilcilerinin vicdansızlığı sadece mağdurun haksız yere acı çekmesi sonucunu doğurmaz” dedi.

DİLERİM DAHA FAZLA CEHENNEMİ YAŞATMAZSINIZ
Soyer savunmasının devamında şu ifadelere yer verdi;

“Toplumda adalete olan güven ve inancı sarsar, ki bu durum toplumsal düzenin bozulması, toplumu bir arada tutan bütün değerlerin ve erdemlerin dağılması, çürümesi demektir. Vicdanın kaybolması toplumu bitirir. Vicdanını kaybetmeye başlamış bazı yargı temsilcilerinin, mağdurlardan gözlerini kaçırması göz göze gelmemeye çalışması aslında iyiye işarettir. Utanma duygusunun hala kaybolmadığını gösterir. Ancak kurumaya başlayan vicdanlarının farkına varıp çare üretmezlerse toplumsal hayata verecekleri zarara ek olarak, ileride çocuklarının, torunlarının gözlerine bakamamak gibi çok acı bir son onları beklemektedir. Allah herkesi böyle bir sondan korusun. Son olarak şunu ifade etmek isterim. Ben 5 yıl boyunca 110 milyardan fazla bütçe yönettim. Buna ek olarak İzmir’e dışarıdan 1 milyar euro yani bugünün parasıyla 48 milyar lira finansman getirdim. Tek kuruş İzmir’in hakkını kimseye yedirmedim. Bu kadar emeğim karşılığında adımın bu iftiralarla, suçlamalarla lekelenmeye çalışılmasını reddediyorum. Dilerim, hakkın ve hakkaniyetin yanında durur, çekilen bu zulmü ortadan kaldırır, vicdanı hakikat ve adaletle buluşturmak için daha çok beklemezsiniz. Dilerim, bu dünyayı herkes için cennete çevirmek isteyen birine daha fazla cehennemi yaşatmazsınız.”

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.